Ana içeriğe atla

Her proje, proje değil midir; araştırma projesi nasıl olur?

“Hocam, bir proje hazırlıyoruz…”

Bu cümleyi duyduğumda bazen hemen arkasından şu soruyu sormak geliyor içimden:

Nasıl bir proje?

Çünkü “proje” dediğimizde hepimizin aklında aynı şey canlanmıyor.

Bir akademisyen “proje” dediğinde TÜBİTAK ya da BAP başvurusunu düşünebilir. Bir belediye çalışanı sosyal yardım, ulaşım ya da çevre projesinden söz ediyor olabilir. Bir öğretmen öğrencileriyle yürüttüğü eğitim projesini, bir mühendis yeni bir ürün geliştirmeyi, bir sivil toplum kuruluşu ise dezavantajlı gruplara yönelik bir çalışmayı kastedebilir.

Hepsinin adı “proje”.

Ama hepsi aynı şey değil.

ÖNCE ŞUNU SORALIM: PROJE NEDİR?

En genel anlamıyla proje; belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere, belirli bir zaman dilimi içinde, belirli kaynaklarla ve planlanmış faaliyetlerle yürütülen çalışmalar bütünü olarak tanımlanabilir.

Yani ortada bir amaç vardır.

Bir başlangıç ve bitiş vardır.

Yapılacak işler, bunları yapacak kişiler, ihtiyaç duyulan zaman ve kaynaklar, sonunda da ortaya çıkması beklenen bazı çıktılar vardır.

Bu anlamda bir çocuk parkı yapmak da projedir, öğretmenlere eğitim vermek de bir proje olabilir, yeni bir yazılım geliştirmek de…

Bir bölgedeki hava kirliliğinin nedenlerini araştırmak da.

Ama tam burada önemli bir ayrım yapmamız gerekiyor:

Her araştırma projesi bir projedir; fakat her proje araştırma projesi değildir.

Sanırım proje başvurularında yaşanan kafa karışıklıklarının bir kısmı da buradan kaynaklanıyor.

PROJENİN AMACI NE?

Bir projenin ne tür bir proje olduğunu anlamak için önce adına değil, ne yapmaya çalıştığına bakmak gerekir.

Örneğin bir proje insanların belli bir konuda bilgi ve becerilerini geliştirmeye çalışıyorsa ağırlıklı olarak bir eğitim ya da kapasite geliştirme projesidir.

Bir mahallede yaşlılara evde bakım hizmeti sunmayı amaçlıyorsa bu daha çok bir sosyal hizmet projesidir.

Bir laboratuvar kuruyor, cihaz ve teknik altyapı sağlıyorsa bir altyapı projesi olabilir.

Yeni bir ürün, yöntem, yazılım ya da teknoloji geliştiriliyorsa AR-GE veya yenilik projesinden söz edebiliriz.

Bilmediğimiz bir sorunun cevabını bilimsel yöntemlerle araştırıyor ve mevcut bilgiye yeni bir şey eklemeye çalışıyorsak da karşımızda bilimsel araştırma projesi vardır.

Elbette gerçek hayatta sınırlar bu kadar keskin olmayabilir. Bir proje aynı anda araştırma, eğitim ve uygulama bileşenleri taşıyabilir.

Mesele, projenin asıl amacının ne olduğunu görebilmektir.

Belki de kendimize şu basit soruyu sormalıyız:

“Bu proje bittiğinde asıl olarak ne değişmiş olacak?”

Birileri eğitim almış olacaksa eğitim projesine, bir hizmet sunulmuş olacaksa hizmet projesine, yeni bir ürün geliştirilmiş olacaksa AR-GE'ye, daha önce bilmediğimiz bir konuda yeni ve güvenilir bilgi edinmiş olacaksak bilimsel araştırmaya yaklaşıyoruz demektir.

BAP, TÜBİTAK, AVRUPA BİRLİĞİ PROJESİ… BUNLAR NE?

Burada başka bir karışıklık daha var.

“BAP projesi”, “TÜBİTAK projesi”, “Avrupa Birliği projesi”, “belediye projesi” diyoruz.

Ancak bunların hepsi aynı düzlemde yapılmış tanımlar değil.

Örneğin BAP, üniversitelerin bilimsel araştırma projelerini desteklemek üzere oluşturdukları bir mekanizmadır. Dolayısıyla BAP kapsamında desteklenen çalışmaların temel ekseni bilimsel araştırmadır.

Ama “Avrupa Birliği projesi” dediğimizde çok daha geniş bir alandan söz ederiz. Avrupa Birliği araştırma ve yenilik projelerini de destekleyebilir, eğitim ve hareketlilik çalışmalarını da, sosyal uyumu, çevreyi, kurumsal kapasiteyi veya bölgesel kalkınmayı amaçlayan projeleri de.

Benzer biçimde bir belediye projesi çocuklara eğitim verebilir, kentsel dönüşüm uygulayabilir, bir park yapabilir, atık yönetimini geliştirebilir, kadınlara yönelik destek programı yürütebilir ya da bilimsel bir araştırmanın paydaşı olabilir.

Dolayısıyla “belediye projesi” bize projenin bilimsel niteliğinden çok, projeyi yürüten ya da destekleyen kurum hakkında bilgi verir.

Aynı şey önemli ölçüde TÜBİTAK için de geçerlidir.

“TÜBİTAK projesi” gündelik kullanımda işimizi kolaylaştıran bir ifade olsa da TÜBİTAK'ın desteklediği tek tip bir proje yoktur.

Bilimsel araştırmadan genç araştırmacıların desteklenmesine, hızlı araştırma ihtiyaçlarından sanayi AR-GE'sine, bilim-toplum çalışmalarından farklı alanlara uzanan çok sayıda program ve program kodu vardır.

1001, 1002, 3005, 3501 gibi rakamları bu nedenle duyarız.

Fakat bu kodları ezberlemekten önce şunu anlamak daha önemli:

Önce nasıl bir proje yapmak istediğimizi belirlemeli, sonra buna uygun destek programını aramalıyız.

Çünkü projenin türünü esas olarak parayı kimin verdiği değil; hangi problemi, hangi amaçla, hangi yöntemle ele aldığımız ve ne üretmek istediğimiz belirler.

ARAŞTIRMA PROJESİNİN FARKI NEREDE?

Bilimsel araştırma projesinde işin içine önemli bir unsur daha girer:

Bilinmeyen.

Ortada cevaplanmaya değer bilimsel bir soru vardır.

Mevcut bilgiler bu soruya yeterince cevap vermiyordur.

Araştırmacı sistematik bir yöntem geliştirir, veri toplar, analiz eder ve sonunda mevcut bilgiye yeni bir bulgu, açıklama, ilişki, model ya da yorum eklemeye çalışır.

Kısaca:

Bir hizmet projesinin temel sorusu “Ne yapabiliriz?” olabilir.
Bir bilimsel araştırma projesinin temel sorusu ise çoğu zaman “Neyi bilmiyoruz ve bunu nasıl öğrenebiliriz?” sorusudur.

Biri diğerinden daha değerli değildir.

Ama birbirlerinin yerine de geçmezler.

SON SÖZ

Belki bundan sonra biri bize “Bir proje fikrim var” dediğinde hemen “Hangi programa başvuracaksınız?” diye sormadan önce başka bir soru sormalıyız:

“Nasıl bir proje yapmak istiyorsunuz?”

Araştırma mı?

AR-GE mi?

Eğitim mi?

Hizmet mi?

Altyapı mı?

Yoksa bunların birkaçını bir araya getiren karma bir çalışma mı?

Çünkü doğru destek programını bulabilmenin yolu, önce elimizdeki fikrin neye dönüşmek istediğini doğru anlamaktan geçiyor.

Peki elimizdekinin bilimsel araştırma projesi olduğunu düşünüyorsak?

O zaman sırada daha zor bir soru var:

Bundan gerçekten araştırma projesi olur mu?

Onu da bir sonraki yazıda konuşalım.


AKADEMİK PUSULA, araştırma projelerine yönelik olarak konu bulma, konu geliştirme, başvuru raporunun hazırlanması süreçlerinde etik ve bilimsel rehberlik sunar.

AKADEMİK PUSULA sizin yerinize yazmaz; kendi akademik çalışmanızı daha doğru, daha güvenilir ve daha bilimsel biçimde geliştirmenize yardımcı olur.




Bu blogdaki popüler yayınlar

Tez yazarken en sık yapılan 10 hata nedir?

TEZ YAZIMI , lisansüstü eğitimin en önemli aşamalarından biridir. Ancak tez süreci yalnızca “uzun bir metin yazma” işi değildir. İyi bir tez; doğru seçilmiş bir konuya, açık bir problem cümlesine, tutarlı bir yönteme, güvenilir verilere, düzenli bir literatür taramasına, etik kaynak kullanımına ve akademik raporlama becerisine dayanır. Bu nedenle tez sürecinde yapılan küçük gibi görünen hatalar, ilerleyen aşamalarda ciddi yöntemsel, yazımsal ve akademik sorunlara yol açabilir. Aşağıda tez yazım sürecinde en sık karşılaşılan 10 temel hata ve bu hatalardan kaçınmak için dikkat edilmesi gereken noktalar yer almaktadır.

Tez, makale, proje ve yayın süreçlerinde bilimsel ve etik rehberlik

AKADEMİK çalışmanızın hangi aşamada olduğunu ve nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduğunuzu bizimle paylaşabilirsiniz. AKADEMİK PUSULA; tez, makale, proje, veri analizi, akademik yazım ve yayın süreçlerinde etik, bilimsel ve teknik rehberlik sunar. Sizin yerinize yazmaz; kendi akademik çalışmanızı daha güçlü, daha tutarlı ve daha bilimsel biçimde geliştirmenize yardımcı olur. Tezden makaleye, veriden rapora, fikirden yayına uzanan akademik yolculuğunuzda doğru yöntem, güvenilir analiz, güçlü yazım ve etik akademik üretim için AKADEMİK PUSULA yanınızda. Tez, makale, proje ve yayın süreçlerinde bilimsel rehberlik Akademik çalışma; doğru soruyu sormayı, uygun yöntemi seçmeyi, güvenilir verilerle ilerlemeyi, kaynakları etik biçimde kullanmayı ve bütün bunları bilimsel bir dille raporlamayı gerektirir. AKADEMİK PUSULA, tez, makale, proje, akademik yazım, veri analizi ve yayın süreçlerinde öğrencilere, araştırmacılara, akademisyenlere ve kurumlara etik, bilimsel ve teknik rehberlik sunmak am...

Problem cümlesi nasıl yazılır, nasıl yazılmaz?

AKADEMİK bir çalışmanın en kritik bölümlerinden biri problem cümlesidir . Çünkü problem cümlesi, araştırmanın neyi konu edindiğini, hangi soruna odaklandığını ve hangi temel soruya yanıt aradığını gösterir. Bir tez, makale veya proje çalışmasında konu ilgi çekici olabilir; literatür geniş olabilir; veri toplama aracı hazır olabilir. Ancak problem cümlesi net değilse, araştırmanın yönü de netleşmez. Bu nedenle iyi bir akademik çalışma, çoğu zaman iyi kurulmuş bir problem cümlesiyle başlar. Problem Cümlesi Nedir? Problem cümlesi, araştırmanın temel meselesini açık, sınırlandırılmış ve araştırılabilir biçimde ifade eden cümledir. Başka bir ifadeyle problem cümlesi, araştırmanın “neyi anlamaya, açıklamaya, ölçmeye, karşılaştırmaya veya çözümlemeye çalıştığını” gösterir. Problem cümlesi yalnızca bir konu başlığı değildir. Örneğin:  “Sosyal medya kullanımı” bir konu başlığıdır. Ancak bu ifade tek başına problem cümlesi değildir. Çünkü hangi sosyal medya platformundan, hangi kullanıcı gr...

İntihal nedir, ne değildir?

İNTİHAL, yalnızca başka bir kişinin yazdığı metni kopyalayıp kendi adıyla yayımlamak değildir. Bir düşüncenin, bilginin, yöntemin, görselin, verinin ya da özgün ifadenin kaynağını açıkça göstermeden kullanılması da intihal kapsamında değerlendirilebilir. Akademik çalışmalarda temel ilke şudur:  Size ait olmayan her özgün fikir, bilgi, ifade, veri ve materyalin kaynağı uygun biçimde belirtilmelidir. Ancak bir metinde benzerlik bulunması, o metnin mutlaka intihal içerdiği anlamına gelmez. Aynı şekilde benzerlik oranının düşük olması da çalışmanın etik açıdan tamamen sorunsuz olduğunu garanti etmez. Bu nedenle intihal değerlendirmesi yalnızca bir yüzdeye değil; metnin nasıl yazıldığına, kaynakların nasıl kullanıldığına ve benzerliğin niteliğine dayanmalıdır. İntihal Nedir? İntihal; başka bir kişiye ait düşünceyi, ifadeyi, veriyi veya ürünü, gerekli atıfı yapmadan ya da kaynağı yanıltıcı biçimde göstererek kendine aitmiş gibi sunmaktır. İntihal kasıtlı olarak yapılabileceği gibi k...

SPSS çıktısı nasıl araştırma bulgularına dönüştürülür?

SPSS çıktısı, programın analiz sonucunda ürettiği teknik tablodur. Akademik bulgu ise bu teknik sonucun araştırma amacı doğrultusunda anlamlandırılmış ve raporlanmış halidir. Örneğin SPSS size şu bilgileri verebilir: Ortalama, Standart sapma, Frekans, Yüzde, t değeri, Ki-kare değeri, Korelasyon katsayısı, Faktör yükleri vs. Ancak akademik metinde bunların yalnızca yan yana verilmesi yeterli değildir. Araştırmacı şu sorulara yanıt vermelidir: Bu analiz hangi araştırma sorusu için yapıldı? Hangi değişkenler karşılaştırıldı? Sonuç anlamlı mı? Anlamlıysa bu ne anlama geliyor? Anlamlı değilse nasıl ifade edilmeli? Bulgular araştırma amacıyla nasıl ilişkilendirilmeli? Tablo okuyucuya ne göstermektedir? Bu sonuç literatürle nasıl tartışılabilir? SPSS çıktısını akademik bulguya dönüştürmek, tam olarak bu sorulara yanıt verebilme becerisidir. 1. Önce Araştırma Sorunuzu Netleştirin SPSS analizi yapmadan önce şu soru yanıtlanmalıdır:  Bu analiz hangi araştırma sorusuna veya hipoteze yanıt ver...