Bazen iki kavram birbirinin yerine kullanılıyor. Bazen tez yazım kılavuzlarında bile sınırlar çok açık çizilmiyor. Hatta kimi araştırmalarda “kavramsal ve kuramsal çerçeve” şeklinde tek bir başlık altında ikisi birlikte ele alınıyor.
Bu yüzden karışıklık anlaşılır.
Ama temel düzeyde baktığımızda kavramsal çerçeve ile kuramsal çerçeve aynı şey değildir.
Aralarındaki farkı anlayabilmek için önce daha temel bir soruyla başlayalım:
Bir araştırmada “çerçeve”ye neden ihtiyaç duyarız?
ARAŞTIRDIĞIMIZ ŞEYE HANGİ GÖZLÜKLE BAKIYORUZ?
Bir araştırma problemiyle karşılaştığımızda gerçekliğe tamamen boş bir zihinle bakmayız.
Neyi önemli gördüğümüz, hangi değişkenleri ele aldığımız, bunların arasında nasıl bir ilişki beklediğimiz, elde ettiğimiz sonuçları nasıl yorumladığımız belirli kavramlardan ve açıklamalardan beslenir.
Bir bakıma araştırmanın arkasında bir bakış açısı vardır.
Ben bunu bazen gözlük benzetmesiyle anlatırım.
Aynı olaya farklı gözlüklerle baktığınızda farklı şeyler görebilirsiniz.
Örneğin sosyal medyada yanlış bilgilerin yayılmasını araştırdığımızı düşünelim.
Bir araştırmacı konuya kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı açısından bakabilir.
Bir diğeri gündem belirleme ya da çerçeveleme yaklaşımını kullanabilir.
Başka biri kullanıcıların güven düzeylerini, medya okuryazarlığını, siyasal ilgisini ve doğrulama davranışlarını birlikte ele alabilir.
Araştırılan olay aynı olabilir.
Ama hangi kavramları seçtiğimiz ve bunların arasındaki ilişkileri nasıl düşündüğümüz araştırmanın yönünü değiştirebilir.
İşte burada kuramsal ve kavramsal çerçeve ayrımı ortaya çıkar.
KURAMSAL ÇERÇEVE NEDİR?
Kuramsal çerçevenin merkezinde kuram vardır.
Araştırmacı, incelemekte olduğu olguyu açıklamak için daha önce bilimsel literatürde geliştirilmiş bir kuramdan ya da kuramsal yaklaşımdan yararlanır.
Örneğin bir araştırmada insanların hangi konuları önemli gördüğünü medyanın gündemiyle ilişkilendiriyorsak gündem belirleme kuramından yararlanabiliriz.
Bireylerin çevrelerindeki çoğunluk görüşünü algıladıklarında kendi görüşlerini açıklamaktan kaçınmalarını araştırıyorsak suskunluk sarmalı kuramı bize bir açıklama çerçevesi sağlayabilir.
Bir yeniliğin toplumda nasıl benimsendiğini araştırıyorsak yeniliklerin yayılması kuramına başvurabiliriz.
Kuram burada yalnızca kaynakçada yer alan bir isim değildir.
Araştırmaya şunu söyler:
Hangi kavramlar önemlidir?
Bu kavramlar arasında nasıl bir ilişki beklenebilir?
Araştırma bulguları nasıl yorumlanabilir?
Dolayısıyla kuramsal çerçeve, araştırmacının çalışmasını mevcut bir bilimsel açıklama sistemi içine yerleştirmesidir.
Basit biçimde ifade edersek:
Kuramsal çerçeve, araştırmanın dünyaya hangi kuramın gözlüğünden baktığını gösterir.
PEKİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE NEDİR?
Kavramsal çerçevede ise başlangıç noktamız mutlaka tek bir kuram olmak zorunda değildir.
Araştırmacı, literatürden, mevcut kuramlardan ve önceki araştırmalardan hareketle çalışmasında önemli gördüğü kavramları ve bunlar arasındaki olası ilişkileri bir araya getirir.
Örneğin yapay zekânın gazeteciler tarafından benimsenmesini araştırdığımızı düşünelim.
Araştırmamızda şu kavramlara yer verebiliriz:
- teknolojiye yönelik tutum,
- mesleki deneyim,
- yapay zekâ okuryazarlığı,
- algılanan yarar,
- etik kaygı,
- kurum desteği,
- kullanım niyeti.
Bu kavramların tümü tek bir kuramın içinde bulunmak zorunda değildir.
Literatürü inceledikten sonra şöyle bir yapı kurabiliriz:
Yapay zekâ okuryazarlığı → algılanan yarar → kullanım niyeti
Aynı zamanda:
Etik kaygı → kullanım niyeti
ve:
Kurum desteği → kullanım davranışı
gibi ilişkiler öngörebiliriz.
Böylece araştırmanın kavramsal haritasını oluşturmuş oluruz.
Ben kavramsal çerçeveyi bu nedenle biraz da haritaya benzetiyorum.
Hangi kavramlar var, bunlar nerede duruyor ve birbirleriyle nasıl bağlantılı olabilir?
Kavramsal çerçeve bize bunu gösterir.
O HALDE TEMEL FARK NEDİR?
En yalın biçimde söylersek:
Kuramsal çerçeve, büyük ölçüde mevcut bir kuramın ya da kuramsal yaklaşımın araştırmaya uygulanmasına dayanır.
Kavramsal çerçeve ise araştırmacının literatürden hareketle çalışmasındaki temel kavramları ve bunların ilişkilerini düzenlediği yapıdır.
Şöyle de söyleyebiliriz:
Kuramsal çerçevede ağırlık “Bu olguyu hangi kuramla açıklıyorum?” sorusundadır.
Kavramsal çerçevede ise ağırlık “Bu araştırmada hangi kavramları, hangi ilişkiler içinde ele alıyorum?” sorusundadır.
Ama burada önemli bir uyarı yapalım.
Bu iki yapı birbirinden tamamen kopuk değildir.
Çoğu zaman kavramsal çerçevenin oluşturulmasında kuramlardan yararlanırız.
Hatta güçlü bir araştırmada kavramsal modelimizin önemli bir bölümü kuramsal temellere dayanabilir.
Dolayısıyla mesele:
“Ya kuramsal çerçeve ya kavramsal çerçeve”
şeklinde kesin bir tercih yapmak değildir.
Bazen ikisine de ihtiyaç vardır.
HER ARAŞTIRMADA BİR KURAM OLMAK ZORUNDA MI?
Burada başka bir sıkıntılı soruya geliyoruz.
“Hocam, araştırmamda mutlaka bir kuram kullanmam gerekir mi?”
Cevap:
Her zaman değil.
Özellikle keşfedici nitelikteki bazı araştırmalarda konuya ilişkin yeterince gelişmiş bir kuramsal yapı bulunmayabilir.
Araştırmacı farklı çalışmaların bulgularından ve çeşitli kavramlardan hareketle kendi kavramsal çerçevesini kurabilir.
Nitel araştırmalarda da araştırmanın amacı mutlaka önceden belirlenmiş bir kuramı sınamak olmayabilir.
Ancak bundan:
“Kurama ihtiyacımız yok, literatürden birkaç kavram seçeriz.”
sonucu da çıkarılmamalı.
Asıl soru şudur:
Araştırmamızın sorduğu soruyu anlamlandırmak için hangi bilimsel bilgi birikimine ihtiyacımız var?
Eğer güçlü ve doğrudan ilgili bir kuram bulunuyorsa onu görmezden gelmek ciddi bir eksiklik olabilir.
KURAMI YAZMAK BAŞKA, KURAMI KULLANMAK BAŞKA
Tezlerde ve makalelerde karşılaştığım sorunlardan biri de burada ortaya çıkıyor.
Araştırmacı kuramı uzun uzun anlatıyor.
Kuramı geliştiren bilim insanını tanıtıyor.
Kuramın tarihini veriyor.
Temel kavramlarını açıklıyor.
Sonra yöntem bölümüne geçiyor.
Fakat kuram bir daha ortada görünmüyor.
Araştırma sorularında yok.
Hipotezlerde yok.
Ölçülen değişkenlerin seçiminde yok.
Bulguların yorumlanmasında yok.
O zaman haklı olarak şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu kuram araştırmanın neresinde?
Bir kuramın tezde birkaç sayfa anlatılmış olması, araştırmanın kuramsal bir çerçeveye sahip olduğu anlamına gelmeyebilir.
Kuramsal çerçevenin araştırmanın içine işlemesi gerekir.
Örneğin kuram:
hangi değişkenleri seçtiğimizi,
hangi ilişkileri beklediğimizi,
neden o hipotezleri kurduğumuzu,
ve sonuçları nasıl yorumladığımızı
etkilemelidir.
Aksi takdirde kuram, araştırmanın taşıyıcı kolonlarından biri olmak yerine literatür bölümünde duran bir süs hâline gelebilir.
KAVRAMLARI TANIMLAMAK DA KAVRAMSAL ÇERÇEVE KURMAK DEĞİLDİR
Benzer bir hata kavramsal çerçevede de görülüyor.
Araştırmacı şöyle bir bölüm oluşturuyor:
“Yapay zekâ nedir?”
“Gazetecilik nedir?”
“Güven nedir?”
“Etik nedir?”
Her kavram için birkaç tanım veriliyor.
Ve bunun kavramsal çerçeve olduğu düşünülüyor.
Oysa yalnızca kavramları tanımlamak, güçlü bir kavramsal çerçeve kurmak için yeterli değildir.
Önemli olan şu sorudur:
Bu kavramlar benim araştırmamda birbirleriyle nasıl ilişkileniyor?
Kavramsal çerçevenin gücü kavram sayısından değil, kavramlar arasındaki mantığın açıklığından gelir.
BİR ÖRNEKLE AYIRALIM
Diyelim ki araştırma konumuz:
Sosyal medya kullanımının gençlerin siyasal katılımıyla ilişkisi.
Kuramsal çerçevemizde kullanımlar ve doyumlar yaklaşımından yararlanabiliriz.
Bu yaklaşım insanların medyayı belirli gereksinimlerini karşılamak amacıyla aktif biçimde kullandığını varsayar.
Bu bizim kuramsal dayanağımızdır.
Ardından araştırmamızda:
- sosyal medya kullanım sıklığı,
- siyasal bilgi edinme amacı,
- siyasal içerikle etkileşim,
- siyasal ilgi,
- çevrim içi siyasal katılım,
- çevrim dışı siyasal katılım
gibi kavramları birbirleriyle ilişkilendirebiliriz.
Bu ise araştırmamızın kavramsal çerçevesini oluşturabilir.
Kuram bize genel açıklama mantığını sağlar.
Kavramsal çerçeve ise bu araştırmada hangi kavramlarla, hangi ilişkileri inceleyeceğimizi somutlaştırır.
PEKİ TEZİMDE HANGİSİNİ YAZMALIYIM?
Bunun tek bir cevabı yok.
Önce araştırma probleminize bakmanız gerekir.
Kendinize şu soruları sorun:
Araştırmamı doğrudan açıklayan yerleşik bir kuram ya da kuramsal yaklaşım var mı?
Araştırma sorularımı veya hipotezlerimi bu kuramdan türetebiliyor muyum?
Yoksa farklı literatürlerden gelen kavramları bir araya getirerek araştırmaya özgü bir yapı mı kuruyorum?
Hem kuramsal bir dayanağım hem de bu araştırmaya özgü bir kavramsal modelim var mı?
İlk durumda kuramsal çerçeve ön plana çıkabilir.
İkinci durumda kavramsal çerçeve daha belirgin olabilir.
Üçüncü durumda ise her ikisini birlikte kullanmak son derece anlamlıdır.
Üniversitenizin tez yazım kılavuzunda hangi başlıkların istendiğini kontrol etmeyi de unutmamak gerekir. Çünkü disiplinler ve üniversiteler arasında terminolojik farklılıklar bulunabilir.
KENDİNİZE ŞU DÖRT SORUYU SORUN
Kuramsal ya da kavramsal çerçevenizi oluştururken küçük bir test yapabilirsiniz:
1. Araştırdığım olguyu açıklamak için hangi bilimsel yaklaşımdan yararlanıyorum?
2. Araştırmamın temel kavramları nelerdir?
3. Bu kavramların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu düşünüyorum ve bunun bilimsel gerekçesi nedir?
4. Kuramsal veya kavramsal çerçevem araştırma sorularıma, yöntemime ve bulgularımı yorumlama biçimime gerçekten yansıyor mu?
Özellikle son soru önemli.
Çünkü iyi bir çerçeve yalnızca tezimizin bir bölümünde durmaz.
Araştırmanın tamamına yön verir.
SON SÖZ
Kavramsal çerçeve ile kuramsal çerçeve birbirine yakın ama aynı kavramlar değildir.
Kuramsal çerçeve bize daha çok:
“Bu olguyu hangi bilimsel açıklama sistemiyle anlamaya çalışıyorum?”
sorusunun cevabını verir.
Kavramsal çerçeve ise:
“Bu araştırmada hangi kavramları ve bunlar arasındaki hangi ilişkileri ele alıyorum?”
sorusunu cevaplar.
Birini diğerinin yerine yazmak yerine, araştırmamızın gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu düşünmek gerekir.
Çünkü araştırmada mesele başlığın adının “Kuramsal Çerçeve” ya da “Kavramsal Çerçeve” olması değildir.
Asıl mesele, çalışmanın arkasında bilimsel olarak gerekçelendirilmiş ve araştırmanın bütününe yön veren tutarlı bir düşünce yapısının bulunmasıdır.
AKADEMİK PUSULA, araştırma probleminizi geliştirmekten yöntem ve analiz planlamasına, proje ve makale hazırlığından yayın sürecine kadar akademik çalışmalarınızda desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, bilimsel ve etik ilkeler çerçevesinde uzmanlık düzeyinde danışmanlık ve eğitim desteği sunar.
Çalışmanızı kısaca paylaşmak ve uygun destek seçenekleri hakkında bilgi almak için İletişim sayfamızı ziyaret edebilir, Başvuru ve Ön Görüşme formumuzu doldurabilirsiniz.