Ana içeriğe atla

Bir proje fikri nasıl olgunlaştırılır?

Aslında çoğu zaman gerçekten iyi fikirler geliyor insanların aklına. Güncel, önemli, dikkat çekici, hatta üzerinde mutlaka çalışılması gereken konular…

Ama iyi fikirle iyi proje aynı şey değil.

Bir fikir insana heyecan verir. Proje ise o heyecanı araştırılabilir, sınırları belli, yöntemli ve sonuç üretebilir bir yapıya dönüştürmeyi gerektirir.

Bir önceki yazıda “Bundan araştırma projesi olur mu?” sorusunu konuşmuştuk. Şimdi bir adım daha ileri gidelim:

Elimizde araştırmaya değer bir fikir varsa onu nasıl olgunlaştıracağız?

FİKRİ DARALTMAK, ONU KÜÇÜLTMEK DEĞİLDİR

Diyelim ki aklınıza şöyle bir konu geldi:

“Yapay zekâ ve gazetecilik…”

Güzel.

Ama çok geniş.

Bir başkası “Sosyal medya ve gençler”, bir diğeri “Göçmenlerin medyada temsili”, bir başkası “Üniversite öğrencilerinde kaygı” diyebilir.

Bunlar başlangıç için değerlidir ama henüz proje değildir.

İlk iş, bu geniş alanın içinden somut bir problem çıkarmaktır.

Örneğin “Yapay zekâ ve gazetecilik” yerine:

“Gazetecilerin yapay zekâyı haber doğrulama süreçlerinde kullanmalarını etkileyen faktörler nelerdir?”

Ya da:

“Yapay zekâ destekli haber üretiminde editoryal güven hangi koşullarda azalıyor?”

Şimdi elimizde daha araştırılabilir bir mesele var.

Burada genç araştırmacıların bazen tersini düşündüğünü görüyorum. Konuyu daraltınca projenin küçüleceğini sanıyorlar.

Oysa çoğu zaman tam tersi olur.

Konu daraldıkça soru netleşir, soru netleştikçe yöntem güçlenir, yöntem güçlendikçe proje olgunlaşır.

Büyük görünen her konu büyük araştırma değildir.

Bazen çok küçük görünen bir soru, bilimsel olarak çok büyük sonuçlara ulaşabilir.

LİTERATÜR BİZE NE SÖYLÜYOR?

İkinci aşamada literatüre dönmek gerekir.

Ama literatürü yalnızca proje formuna kaynak yazmak için okumamak gerekir.

Literatürün bize en az üç şeyi söylemesini bekleriz:

Ne biliyoruz?
Ne bilmiyoruz?
Biz nereden gireceğiz?

Asıl mesele buradadır.

Çünkü araştırma projesinin özgün değeri çoğu zaman “Bu konuda hiç çalışma yapılmamış” cümlesinden çıkmaz.

Diyelim ki bir konuda Türkiye’de hiç çalışma yapılmamış.

Bu tek başına yeterli mi?

Her zaman değil.

Belki başka ülkelerde defalarca araştırılmış ve sonuçları oldukça açık biçimde ortaya konulmuş olabilir.

O zaman yalnızca örneklemi Türkiye’ye taşımak bilimsel katkıyı sınırlı bırakabilir.

Özgünlük bazen yeni bir örneklemde değil;

  • yeni bir ilişkide,
  • farklı bir kuramsal açıklamada,
  • daha güçlü bir yöntemde,
  • yeni bir veri kaynağında,
  • yeni bir karşılaştırmada,
  • farklı bir kavramsallaştırmada

ortaya çıkabilir.

Bu nedenle literatür taramasının sonunda şöyle diyebilmeliyiz:

“Bugüne kadar şunları biliyoruz; fakat şu noktayı hâlâ yeterince bilmiyoruz. Benim araştırmam tam burada devreye giriyor.”

Bunu söyleyemiyorsak proje fikrimizin biraz daha pişmesi gerekebilir.

YÖNTEMİ SORU BELİRLEMELİ

Sonra sıra yönteme gelir.

Burada sık gördüğüm yaklaşım şu:

“Anket yapalım…”

“Görüşme yapalım…”

“İçerik analizi yapalım…”

Ama yöntem seçimi böyle başlamamalı.

Önce şu soruyu sormalıyız:

Ben neyi öğrenmek istiyorum?

İnsanların tutumlarını mı?

Davranışlarını mı?

Bir mesajın etkisini mi?

İki değişken arasındaki ilişkiyi mi?

Bir sürecin nasıl işlediğini mi?

Bir deneyimin nasıl anlamlandırıldığını mı?

Bunların her biri farklı araştırma tasarımları gerektirebilir.

Bu nedenle şu cümleyi önemli buluyorum:

Araştırma sorunuz değiştiğinde yönteminiz hiç değişmiyorsa, ikisinden birini yeterince düşünmemiş olabilirsiniz.

Yöntem, proje formunun doldurulması gereken bir bölümü değildir.

Araştırma sorusuna ulaşmak için kurduğumuz yoldur.

VERİYİ TOPLAYINCA NE YAPACAĞIZ?

Bir başka önemli aşama da analizdir.

Bazen proje önerilerinde veri toplama bölümü son derece ayrıntılıdır.

Kaç kişiyle görüşülecek?

Kaç anket yapılacak?

Kaç haber incelenecek?

Hangi platformlardan veri çekilecek?

Hepsi yazılmıştır.

Ama sonra şu soruya gelirsiniz:

Peki bu verilerle ne yapılacak?

İşte orası bazen birkaç cümleyle geçiştirilmiştir.

Oysa veri toplamak araştırmanın sonu değil, ortasıdır.

Veriyi;

karşılaştıracak mıyız?

ilişkileri sınayacak mıyız?

örüntüler mi arayacağız?

kategoriler mi geliştireceğiz?

bir mekanizmayı mı açıklayacağız?

bir kuramı mı sınayacağız?

Veriden bilgiye nasıl geçeceğimiz daha proje yazılırken belli olmalıdır.

İYİ FİKİR YAPILABİLİR Mİ?

Bir de işin çok pratik tarafı var.

Harika bir araştırma sorunuz olabilir.

Ama veriye ulaşamıyorsanız?

Bir yılda yapılacak iş üç yıl gerektiriyorsa?

Ekip gerekli uzmanlığa sahip değilse?

Etik ya da hukuki engeller varsa?

Örnekleme erişmek mümkün değilse?

Yani proje yalnızca önemli ve özgün değil, aynı zamanda yapılabilir de olmalıdır.

Bilimsel projelerde sık karşılaşılan sorunlardan biri de budur:

Fikir çok büyük, zaman ve kaynak çok küçük olabilir.

ÇIKTI BAŞKA, KATKI BAŞKA

Bir noktayı da özellikle ayırmak gerekir.

“Bir makale yayınlayacağız.”

“Bir bildiri sunacağız.”

“Bir rapor hazırlayacağız.”

Bunlar önemlidir.

Ama bunlar çıktıdır.

Bilimsel katkı ise başka bir şeydir.

Asıl soru şudur:

O makalede yeni olarak ne söyleyeceğiz?

Bir proje beş makale üretebilir ama bilimsel katkısı sınırlı olabilir.

Başka bir proje tek makaleyle alanında çok önemli bir açıklama ortaya koyabilir.

Bu nedenle çıktıyı katkıyla karıştırmamak gerekir.

PROJENİZİ ÜÇ DAKİKADA ANLATABİLİYOR MUSUNUZ?

Belki de başvuru formunu açmadan önce yapılabilecek en basit test şu olabilir:

Projenizi bir meslektaşınıza üç dakikada anlatın.

Ve şu dört soruya cevap vermeye çalışın:

Sorun ne?
Ne bilinmiyor?
Siz bunu nasıl araştıracaksınız?
Sonunda neyi yeni bileceğiz?

Bu dört sorudan birinde uzun uzun dolanıyorsanız proje fikriniz henüz tam olarak olgunlaşmamış olabilir.

Belki bir süre daha düşünmeniz, okumanız, tartışmanız gerekiyor.

Bu kötü bir şey değil.

Çünkü iyi projeler çoğu zaman yazılırken değil, yazılmadan önce olgunlaşır.

SON SÖZ

Proje hazırlamak, boş bir formu doldurmak değildir.

İyi bir proje; iyi bir fikrin bilimsel bir problem hâline gelmesi, problemin araştırma sorusuna dönüşmesi, sorunun uygun yöntemle buluşması ve bütün bunların sonunda yeni bilgi üretecek biçimde birbirine bağlanmasıdır.

Kısacası:

Fikir → problem → bilinmeyen → soru → yöntem → veri → analiz → katkı

Bu zinciri kurabiliyorsanız başvuru formuna geçmenin zamanı gelmiş olabilir.

Kuramıyorsanız da acele etmeyin.

Çünkü bazen bir projeyi güçlendiren şey yeni bir paragraf eklemek değil, bir süre daha doğru sorunun peşinden gitmektir.

AKADEMİK PUSULA, araştırma projelerine yönelik olarak konu bulma, konu geliştirme, başvuru raporunun hazırlanması süreçlerinde etik ve bilimsel rehberlik sunar.

AKADEMİK PUSULA sizin yerinize yazmaz; kendi akademik çalışmanızı daha doğru, daha güvenilir ve daha bilimsel biçimde geliştirmenize yardımcı olur.




Bu blogdaki popüler yayınlar

Tez yazarken en sık yapılan 10 hata nedir?

TEZ YAZIMI , lisansüstü eğitimin en önemli aşamalarından biridir. Ancak tez süreci yalnızca “uzun bir metin yazma” işi değildir. İyi bir tez; doğru seçilmiş bir konuya, açık bir problem cümlesine, tutarlı bir yönteme, güvenilir verilere, düzenli bir literatür taramasına, etik kaynak kullanımına ve akademik raporlama becerisine dayanır. Bu nedenle tez sürecinde yapılan küçük gibi görünen hatalar, ilerleyen aşamalarda ciddi yöntemsel, yazımsal ve akademik sorunlara yol açabilir. Aşağıda tez yazım sürecinde en sık karşılaşılan 10 temel hata ve bu hatalardan kaçınmak için dikkat edilmesi gereken noktalar yer almaktadır.

Tez, makale, proje ve yayın süreçlerinde bilimsel ve etik rehberlik

AKADEMİK çalışmanızın hangi aşamada olduğunu ve nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduğunuzu bizimle paylaşabilirsiniz. AKADEMİK PUSULA; tez, makale, proje, veri analizi, akademik yazım ve yayın süreçlerinde etik, bilimsel ve teknik rehberlik sunar. Sizin yerinize yazmaz; kendi akademik çalışmanızı daha güçlü, daha tutarlı ve daha bilimsel biçimde geliştirmenize yardımcı olur. Tezden makaleye, veriden rapora, fikirden yayına uzanan akademik yolculuğunuzda doğru yöntem, güvenilir analiz, güçlü yazım ve etik akademik üretim için AKADEMİK PUSULA yanınızda. Tez, makale, proje ve yayın süreçlerinde bilimsel rehberlik Akademik çalışma; doğru soruyu sormayı, uygun yöntemi seçmeyi, güvenilir verilerle ilerlemeyi, kaynakları etik biçimde kullanmayı ve bütün bunları bilimsel bir dille raporlamayı gerektirir. AKADEMİK PUSULA, tez, makale, proje, akademik yazım, veri analizi ve yayın süreçlerinde öğrencilere, araştırmacılara, akademisyenlere ve kurumlara etik, bilimsel ve teknik rehberlik sunmak am...

Problem cümlesi nasıl yazılır, nasıl yazılmaz?

AKADEMİK bir çalışmanın en kritik bölümlerinden biri problem cümlesidir . Çünkü problem cümlesi, araştırmanın neyi konu edindiğini, hangi soruna odaklandığını ve hangi temel soruya yanıt aradığını gösterir. Bir tez, makale veya proje çalışmasında konu ilgi çekici olabilir; literatür geniş olabilir; veri toplama aracı hazır olabilir. Ancak problem cümlesi net değilse, araştırmanın yönü de netleşmez. Bu nedenle iyi bir akademik çalışma, çoğu zaman iyi kurulmuş bir problem cümlesiyle başlar. Problem Cümlesi Nedir? Problem cümlesi, araştırmanın temel meselesini açık, sınırlandırılmış ve araştırılabilir biçimde ifade eden cümledir. Başka bir ifadeyle problem cümlesi, araştırmanın “neyi anlamaya, açıklamaya, ölçmeye, karşılaştırmaya veya çözümlemeye çalıştığını” gösterir. Problem cümlesi yalnızca bir konu başlığı değildir. Örneğin:  “Sosyal medya kullanımı” bir konu başlığıdır. Ancak bu ifade tek başına problem cümlesi değildir. Çünkü hangi sosyal medya platformundan, hangi kullanıcı gr...

İntihal nedir, ne değildir?

İNTİHAL, yalnızca başka bir kişinin yazdığı metni kopyalayıp kendi adıyla yayımlamak değildir. Bir düşüncenin, bilginin, yöntemin, görselin, verinin ya da özgün ifadenin kaynağını açıkça göstermeden kullanılması da intihal kapsamında değerlendirilebilir. Akademik çalışmalarda temel ilke şudur:  Size ait olmayan her özgün fikir, bilgi, ifade, veri ve materyalin kaynağı uygun biçimde belirtilmelidir. Ancak bir metinde benzerlik bulunması, o metnin mutlaka intihal içerdiği anlamına gelmez. Aynı şekilde benzerlik oranının düşük olması da çalışmanın etik açıdan tamamen sorunsuz olduğunu garanti etmez. Bu nedenle intihal değerlendirmesi yalnızca bir yüzdeye değil; metnin nasıl yazıldığına, kaynakların nasıl kullanıldığına ve benzerliğin niteliğine dayanmalıdır. İntihal Nedir? İntihal; başka bir kişiye ait düşünceyi, ifadeyi, veriyi veya ürünü, gerekli atıfı yapmadan ya da kaynağı yanıltıcı biçimde göstererek kendine aitmiş gibi sunmaktır. İntihal kasıtlı olarak yapılabileceği gibi k...

SPSS çıktısı nasıl araştırma bulgularına dönüştürülür?

SPSS çıktısı, programın analiz sonucunda ürettiği teknik tablodur. Akademik bulgu ise bu teknik sonucun araştırma amacı doğrultusunda anlamlandırılmış ve raporlanmış halidir. Örneğin SPSS size şu bilgileri verebilir: Ortalama, Standart sapma, Frekans, Yüzde, t değeri, Ki-kare değeri, Korelasyon katsayısı, Faktör yükleri vs. Ancak akademik metinde bunların yalnızca yan yana verilmesi yeterli değildir. Araştırmacı şu sorulara yanıt vermelidir: Bu analiz hangi araştırma sorusu için yapıldı? Hangi değişkenler karşılaştırıldı? Sonuç anlamlı mı? Anlamlıysa bu ne anlama geliyor? Anlamlı değilse nasıl ifade edilmeli? Bulgular araştırma amacıyla nasıl ilişkilendirilmeli? Tablo okuyucuya ne göstermektedir? Bu sonuç literatürle nasıl tartışılabilir? SPSS çıktısını akademik bulguya dönüştürmek, tam olarak bu sorulara yanıt verebilme becerisidir. 1. Önce Araştırma Sorunuzu Netleştirin SPSS analizi yapmadan önce şu soru yanıtlanmalıdır:  Bu analiz hangi araştırma sorusuna veya hipoteze yanıt ver...